İrtibat: Kristyn Schrader (90) 530-929-45-35 kschrader@worldbank.org Tunya Celasin (90) 533-285-18-21 tcelasin@worldbank.org
İSTANBUL, 03 Ekim 2009— Küresel ekonomik kriz, yüksek işsizlik oranları ve kaybedilen maaşlar sebebiyle aileleri ağır şekilde etkileyerek, gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde son yıllarda kaydedilen etkileyici ekonomik büyüme performansını tersine çevirdi. Dünya Bankası/IMF Yıllık Toplantıları kapsamında bugün gerçekleştirilen bir basın toplantısında Dünya Bankası, finansal açıdan daha zayıf olan ülkelerin bir yandan yoksulları korurken diğer yandan yatırımcıları çekmek için kurumları ve altyapıları güçlendirmeleri gerektiğini açıkladı. Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya’dan sorumlu Başkan Yardımcısı Philippe Le Houérou, “Küresel mali ve ekonomik kriz, gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ülkelerinin çoğunda kelimenin tam anlamıyla evleri vurdu. Mali kriz olarak başlayan durum toplumsal ve insani bir kriz haline geldi. Küresel kriz, insanların satın alma güçlerini azaltarak bölge halklarını zaten zayıflatmış olan gıda ve akaryakıt krizlerinin hemen ardından patlak verdi. Bugün, artmakta olan yoksulluk ve işsizlik, aileleri yoksulluğa itmekte ve zaten yoksul olan insanlar için durumu daha da zorlaştırmaktadır.” dedi. Geçtiğimiz on yılda Gelişmekte Olan Avrupa ve Orta Asya Ülkelerinin çoğu etkileyici bir büyüme performansı yakalamış ve Batı Avrupa’nın ve diğer ileri ekonomilerin yaşam standartlarının seviyesine yaklaşmıştı. Ancak kriz en çok onları etkiledi ve bu yakınsama sürecini durdurdu. 2007 yılında yüzde 7,6 olan ve 2008 yılında yüzde 4,7 olan büyüme oranının 2009 yılında dibe vurarak yüzde -5,6’ya inmesi bekleniyor. Le Houérou sözlerine şöyle devam etti: “Yıllarca gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ülkeleri yüksek viteste ilerlemişti. Ancak küresel kriz ve dış özel sermaye akışlarının kuruması büyüme motorunu durduruyor, birçok ülkenin vites küçültmesine yol açıyor, hatta bazılarının geri vitese geçmesine yol açıyor. Şimdi, bölge hükümetlerinin önündeki görev reformlara hız vermektir. Uluslararası toplumun rolü ise ülkelerin tekrar vites yükseltmesine yardımcı olmaktır. Dünya Bankası için bu, temel olarak desteğimizi hükümetlerin bankacılık sektörünü temizleme çabaları üzerinde odaklandırmak anlamına gelmektedir. Böylelikle bankalar büyüme ve istihdam yaratmaları için şirketlere ve işletmelere birer can simidi sağlayabilecektir. Ayrıca hükümetlerin özel sermaye akışlarını çekebilmeleri için iş ortamını iyileştirmelerini, yardımların çalışan ailelere ulaşabilmesi için kamu harcamalarını daha verimli hale getirmelerini ve kilit altyapı yatırımlarını desteklememiz anlamına gelmektedir.” İşsizlik ve açıklar artıyor Küresel kriz bazı ülkeleri diğerlerinden daha ağır vurdu ancak bugün bölge zayıf ve istihdamsız toparlanma tehlikesi ile karşı karşıya. Polonya gibi bazı ülkeler krizle başa çıkmada diğerlerinden daha başarılı oldu. Ancak yine de bölgedeki işsiz sayısı 2008’deki 8,3 milyon seviyesinden 2009’da 11,4 milyona fırladı. İşsizlik Baltık ülkelerinde iki katına çıktı, Türkiye’de yüzde 60 yükseldi ve bölgenin diğer ülkelerinde üçte bir oranında arttı. Dünya Bankası Avrupa ve Orta Bölgesi Baş Ekonomisti Indermit Gill, “Yoksulların sayısının 2009’da 15 milyon azalacağını beklerken şimdi yoksul sayısında 15 milyonluk artış tahmin ediyoruz. Bölgede zaten 145 milyon yoksul insan var – bir başka ifadeyle bölge toplam nüfusunun üçte biri. Onlar için, kriz zaten zor olan bir durumu daha da zorlaştırmıştır. Dünyanın büyük bir bölümü bu sonbaharda iyi ekonomik haberler alıyor. Ancak gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ülkelerindeki işçiler ve aileleri için haberler pek iç açıcı değil. Onlar için toparlanmadan bahsetmek henüz çok erken olabilir.” diyor. Gill, Daha önce görülmemiş boyuttaki kriz karşısında, 2008 yolunda GSYİH’nın yüzde 1,5’i düzeyinde olan hükümet açıklarının 2009 yılında yüzde 5,5’e yükseleceği göz önüne alındığında, gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ülkelerinin hükümetlerinin birçok zor karar vermek durumunda kalacağını söylüyor. Bunun, harcamaları daha verimli yapmaları konusunda hükümetlerin üzerinde daha fazla baskı yaratacağını belirten Gill, sözlerine şöyle devam ediyor: “Sosyal harcamalar hükümet harcamalarının yarısından fazlasını oluşturuyor. Dolayısıyla hükümetlerin eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik harcamalarını daha etkin hale getirmesi gerekecek. Okul sistemlerinin, düşük doğum oranları neticesinde okullaşma oranındaki düşüşe uygun olarak yeniden boyutlandırılması gerekiyor. Sağlık hizmetlerinin yeniden yapılandırılması gerekiyor, çünkü birçok ülke şu anda orta gelirli ekonomilerin mali kaynakları ve yüksek gelirli ülkelerin sağlık sorunları ile baş etme durumuyla karşı karşıya. Ayrıca, bölgedeki birçok ülkenin zenginleşemeden yaşlandığı göz önüne alındığında, sosyal güvenlik sistemlerinin de yeniden yapılandırılması gerekiyor. Reformlar hükümetleri mali açıdan daha sağlıklı, ekonomileri daha sağlam ve toplumları daha adil hale getirecektir. Her sorumlu politika yapıcının bu reformlara ciddi bir şekilde eğilmesi gerekiyor.” Öte yandan, hükümetlerin yatırımları çekebilmek için iş ortamlarını iyileştirmeye devam etmesi gerekiyor. Geçtiğimiz on yılda gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ülkeleri iş yapma ikliminin iyileştirilmesi konusunda ilerleme kaydetmişti. Bölge, Dünya Bankası’nın İş Yapma Kolaylığı sıralamasında son altı yıldır üst sıralarda yer aldı —ilk başlarda orta ve güney Avrupa ülkelerinin öncülüğünde, son zamanlarda ise Kafkas ve Orta Asya ülkelerinin öncülüğünde. Bu yıl, en iyi performans sergileyen 10 ülkeden beşi bu bölgedendi: Kırgız Cumhuriyeti, EYC Makedonya, Belarus, Tacikistan ve Moldova. Dünya Bankası krediler ve danışmanlık hizmetleri yoluyla reformları destekliyor Le Houérou, asıl görevin hükümetlere düştüğünü ancak Dünya Bankası’nın krizden çıkış için ülkelere yardım ettiğini söyledi. Dünya Bankası umut vaat eden reform çabalarını desteklemek için hükümetlere bütçe desteği sağlamaktadır. Geçtiğimiz yıl, krizin yoksullar üzerindeki etkisini azaltmak, bankaları istikrara kavuşturmak ve ülkeleri kriz sonrası toparlanma için hazırlamak amacıyla Dünya Bankası bölgeye sağladığı mali desteği yüzde 60 oranında artırarak geçen yılki 8 milyar Dolar seviyesinden bu yıl 12,5 milyar Dolar seviyesine çıkarmıştır. Sadece Eylül 2009’da Banka Macaristan, Letonya ve Ukrayna için 2 milyar Dolarlık bütçe desteğini onaylamıştır. Finansmanın yanı sıra, Banka aynı zamanda analitik destek sağlamakta ve hükümetleri seçilen sosyal güvenlik ağı programlarını genişletmeye teşvik etmektedir. Şu anda, bölgedeki çoğu ülke iyi programlara sahip ve bunlar kriz sırasında genişletilebilir; örneğin yardımların en muhtaç durumdakilere ulaşmasının en olası olduğu Kırgız Cumhuriyeti, Arnavutluk ve Gürcistan’daki programlar. Aynı zamanda Banka, hükümetlere yardımların doğru hedef kitlelere ulaşmasını sağlamak için daha az etkin programları nasıl onarabilecekleri konusunda danışmanlık desteği sağlamaktadır. Bölgedeki birçok ülke iş ortamının iyileştirilmesi konusunda ilerleme kaydetmesine rağmen, birçok ülke sosyal hizmetlerde iyileşme sağlayamamıştır. Dünya Bankası’nın gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya’daki müşteri ülkeleri şu anda kurumsal reformdan, altyapıya ve en muhtaç gruplara yönelik yardım müdahalelerine kadar çeşitlilik gösteren alanlardaki 53 proje için Banka kaynaklarından yararlanmaktadır. Ayrıca, Dünya Bankası, Banka’nın özel sektör kolu olan Uluslararası Finans Kurumu (IFC) aracılığıyla ve EBRD ve EIB ile işbirliği içinde, bankacılık sektörünü desteklemek ve öz sermaye ve borç finansmanı, kredi hatları ve politik risk sigortası yoluyla küresel ekonomik krizden etkilenen işletmelere kredi sağlamak amacıyla 31 milyar Dolarlık bir fon oluşturmuştur. Banka’nın risk sigortası kolu olan MIGA, bölgenin en ağır etkilenen ekonomilerindeki yatırımlar için 3 milyar Dolara kadar ulaşan bir kaynak tahsis etmiştir. Ukrayna ve Rusya’da ana bankaların bağlı ortaklıklarına sağladıkları hissedar kredileri desteklemek için neredeyse yarım milyar Dolar değerinde garanti sağlanmıştır. Daha fazla bilgi için, lütfen www.worldbank.org/eca adresini ziyaret ediniz. |